Bravo Beren Saat'e!
Gönderen
Unknown
on 12/01/2011
Bravo Beren Saat'e. "Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü"nde, "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisinde verdiği savaşı gerçek hayata da taşıdığı için... Bin defa bravo kıza, alkışlamalıyız.
"Kadınlara Yönelik Şiddete İlişkin Avrupa Sözleşmesi"ni ilk biz imzalamışız. İyi, hoş da adama "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" diye sormazlar mı? Çocuk yaşta evlendirilerek anne olan milyonlarca kız, bazı Arap ve Afrika ülkeleri hariç başka hangi ülkede var? Yine hangi ülkede milyonlarca kadın sürekli cinsel tacize uğruyor? Her Allah'ın günü ailesi, kocası ya da beraber yaşamaya zorlandığı adam tarafından sokağa atılan, sakat bırakılan, hatta kurşunlanarak, bıçaklanarak öldürülen bu kadar çok talihsiz kadın nerede?
(N.Ç.) adlı 13 yaşındaki bir çocuk, azgın 26 kişinin tecavüzüne uğruyor, yerel mahkeme "Fuhuşta kızın rızası var" diye sanıkları bir ödüllendirmediği kalıyor. Yargıtay ise, bu en düşük cezayı onaylıyor. Yargıtay Başsavcılığı'na gelince; 30 gün içinde karara itiraz etmediği için, dava böylesine bir "utaN.Ç."la son buluyor.
Kara kaplı kitapta suçun karşılığı öyle yazıyormuş. Ağzı olan bilmeden, cahilce konuşuyormuş. Bir yığın laf salatasıyla "adli utaN.Ç." örtülmeye çalışılıyor. Karar, adalet mekanizmasının nasıl işlediğinin en açık göstergesidir. Kara kaplı kitap öyle yazsa da, kamu vicdanı çok daha farklı düşünmektedir. Kısacası halk arasında adalet duygusu fena halde zedelenmiştir.
İşte böyle bir ortamda Beren Saat, kadın derneklerinin düzenlediği son derece anlamlı protesto yürüyüşünde, henüz 11 yaşındayken kaçırılıp tecavüz edilerek öldürülen (Ö.U.)'nun fotoğrafını taşırken, "Gerçek koruma ve Kadın Bakanlığı istiyoruz" diyor.
Dizide Fatmagül de aşağılık ve şımarık üç zengin çocuğunun tecavüzüne uğramamış mıydı? Sarhoş tecavüzcülerin ailelerinin, avukatlarının kepazeliklerini, basitliklerini hala izlemiyor muyuz?
Diyojen gibi bir elimizde fener adalet aramıyor muyuz?
Bu "utaN.Ç." herkese yeter. Yapanlara da, yargılayanlara da, onaylayanlara da...
Sıtkı Koçman'ı bari rahatsız etmeyin
Sanayici rahmetli Sıtkı Koçman, cebinden seksen milyon dolar harcayarak Muğla Üniversitesi'ni devlet desteği olmadan tek yaratmıştı. İstese o parayla iki-üç özel üniversite kurardı. Ama rahmetlinin ne sağlığında, ne de vefatından sonra üniversitenin adı "Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi" diye değiştirilmedi. Hala da her kafadan bir ses çıkıyor. 100 milyon dolar harcaması gerekiyormuş! Vefasızlık, saygısızlık ve kıskançlık içimize işlemiş.
On birinci Sıtkı Koçman Günleri'ne katılan kızı Okşan Koçman, "Babamla iftihar ediyorum" demiş ve eklemişti:
- Başta Muğlalılar olmak üzere herkes üniversitenin Sıtkı Koçman adıyla anılmasını istiyor. Üniversiteye babamın isminin verilmemesi, bizleri de, sevenlerini de incitiyor!
Okşan Koçman daha ne desin?
Sıtkı Koçman Vakfı Onursal Başkanı Alaiddin Arpat ise, Sıtkı Koçman'ın Muğla'ya borcunu yaptığı yatırımlar ve desteklerle ödediğini belirtmiş ve son noktayı koymuştu.
- Sizlerden isim isteyen yok. Vermek isterseniz verirsiniz!
Olay hala Meclis'e taşınacak. Ayıptır, günahtır. Bari koskoca bir üniversiteyi yaratan Sıtkı Koçman'ı yattığı yerde rahat bırakın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder